İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, NATO liderler zirvesinde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kendisine takdim edilen ismi yazılı özel bir tabancayı (revolver) kabul etti. NATO’nun savunma ve bütçe gündemli kritik zirvesinde yaşanan bu diplomatik sürpriz, İsveç resmi makamları ve kamu yayıncısı SVT ile GP gibi güvenilir haber kaynaklarının gündemine oturdu. Zirveye katılan tüm liderlere hediye edilen bu özel silahı Kristersson’un İsveç’e getireceği bildirilirken, İngiltere Başbakanı Keir Starmer gibi bazı liderler ülkelerindeki katı yasalar nedeniyle hediyeyi Türkiye’de bırakmak zorunda kaldı.
Diplomatik Zirvede Silah Diplomasisi
NATO liderlerinin bir araya geldiği en son üst düzey toplantıda, üye ülkelerin savunma harcamaları ve askeri bütçeleri ele alınırken ikili ilişkileri sarsacak cinsten ilginç bir jest yaşandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirveye katılan hükümet başkanlarına resmi birer savunma sembolü olarak kişiselleştirilmiş birer revolver hediye etti. İsveç basınına yansıyan bilgilere göre, Başbakan Ulf Kristersson bu hediyeyi memnuniyetle kabul ederek İsveç’e götürme kararı aldı.
Buna karşın, İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Erdoğan’ın özel bir muafiyet mektubu sunmasına rağmen, İngiliz iç hukukundaki katı silah mevzuatları nedeniyle tabancayı teslim alamayarak Türkiye’de bırakmayı tercih etti.
Arka Plan: Türkiye ve İsveç İlişkilerinde Yeni Dönem
İsveç’in uzun ve sancılı NATO üyelik sürecinin tamamlanmasının ardından, iki ülke arasındaki ilişkiler askeri ve diplomatik düzeyde stratejik bir ortaklığa evrildi. Ulf Kristersson liderliğindeki Ilımlı Parti (Moderaterna) hükümeti, iç politikada çete suçlarıyla mücadele amacıyla yabancı hakları ve çifte vatandaşlık konularında sert yasal düzenlemeler hazırlarken, uluslararası alanda ise Türkiye ile olan denge politikasını korumaya özen gösteriyor.
Daha önce İsveç’te yaşanan provokatif eylemler nedeniyle gerilen ilişkiler, bu tür üst düzey sembolik jestlerle yerini daha yapıcı bir iş birliği zeminine bırakıyor. Hükümetin suç ekonomisini çökertmek adına attığı adımlar ve ikili diplomatik temaslar, İsveç’in iç ve dış güvenlik doktrinini yeniden şekillendiriyor.



