İsveç Parlamentosu’nda Kritik Tartışma: Camilerin İran, Katar ve Türkiye Bağları Ülke Güvenliğini Tehdit Ediyor

İsveç Riksdag'ında kürsüde konuşma yapan Sverigedemokraterna (SD) milletvekili Sara Gille'in fotoğrafı. Kırmızı bir konuşma balonunda "İran, Türkiye ve Katar dini kullanarak sadakati kontrol etmek ve toplumsal gelişimi dini bir yönde etkilemek gibi aynı hedefe sahiptir." ifadesi yazıyor.

İsveç’te, camilerin Ortadoğu rejimleri ve İslamcı örgütlerle olan bağlarının ülkenin ulusal güvenliği için ciddi bir risk oluşturduğu, mecliste düzenlenen bir interpelasyonla gündeme geldi. Tartışmada, bazı camilerin yabancı güçlerin siyasi ajandalarını yaymak için kullanıldığı ve muhalifleri haritaladığı iddia edildi.

İsveç Riksdag’ında (Parlamento) 4 Kasım 2025 tarihinde “Camilerin Yabancı Güçlerle Gizli Anlaşması” başlığıyla kritik bir interpelasyon tartışması düzenlendi. Tartışmanın merkezinde, İsveç’teki çok sayıda caminin finansman ve yönetim açısından yabancı devletlerle ve aşırılıkçı İslamcı örgütlerle olan ilişkileri yer aldı.

Siyasi Araç Olarak Camiler: Türkiye, İran ve Katar İddiaları

Tartışmaya katılan milletvekilleri, ülkedeki camilerin büyük çoğunluğunun sadece dini merkezler olmanın ötesinde, İran, Katar, Türkiye ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin yanı sıra Müslüman Kardeşler gibi örgütlerin siyasi ve ideolojik etkisini yaymak için kullanıldığını ileri sürdü.

Nima Gholam Ali Pour (SD), Sara Gille (SD), Adalet Bakanı Gunnar Strömmer (M) (Kaynak: riks.se)

Öne çıkan iddialar ve örnekler şunlar oldu:

  • İran ve Dini Liderler: Stockholm’deki İmam Ali İslam Merkezi‘nin, pratikte İran rejiminin gayri resmi elçiliği gibi faaliyet gösterdiği iddia edildi. Merkezin, İran’ın dini liderine bağlı bir imam tarafından yönetildiği ve rejime sadık kişilerin öncü konumlara atandığı belirtildi.
  • Katar Finansmanı: Malmö’deki İmam Ali Camii de dahil olmak üzere, Katar’ın cami inşaları için milyonlarca kronluk bağışlar yaptığı ve bu camilerin Körfez rejimleriyle yakın bağlar kurduğu dile getirildi.
  • Türkiye Diyaneti ve Casusluk: Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı ile işbirliği yapan camilerin, Ankara’daki hükümete muhalif olanları haritalama ve Türk milliyetçiliğini yayma gibi dini görevinin ötesinde faaliyetlerde bulunduğu iddiaları tekrar gündeme getirildi.
  • Vize ve Oturma İzni Sorunu: Yabancı güçlere sadık olan ve güvenlik riski teşkil edebilecek imamların, Göçmenlik Dairesi tarafından çalışma ve oturma izni alarak İsveç’te lider pozisyonlarına gelmelerinin “son derece sakıncalı” olduğu vurgulandı.

Hükümetten Yanıt: Güvenlik Tehdidi Ciddiye Alınıyor

Adalet Bakanı Gunnar Strömmer (Moderaterna, Ilımlı Parti), hükümetin ülkenin güvenliğini çok ciddiye aldığını ve bu konuda başta Güvenlik Polisi (Säpo) olmak üzere ilgili makamlarla yakın diyalog içinde olduğunu belirtti. Strömmer, inancın siyasi bir araç olarak İsveç’e karşı kullanılmasını asla kabul etmeyeceklerini ve açık toplumun yabancı güçler tarafından istismar edilmesini engellemek için adımlar atıldığını kaydetti.

Bakanlık düzeyinde, yabancı devletlerin, organizasyonların veya finansörlerin İsveç’teki faaliyetlerini güçlendirmesini önlemeye yönelik mevzuatların değerlendirildiği bilgisi paylaşıldı.

İsveç’te eğitim görmüş biri olarak, edindiğim bilgi ve deneyimlerle İsveç’teki gelişmeleri ve yaşamla ilgili rehberleri paylaşıyorum.