İsveç hükümeti, ülke tarihindeki en köklü vatandaşlık reformlarından birini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Hükümete sunulan yeni nihai rapor (SOU 2026:21), belirli şartlar altında İsveç vatandaşlığının geri alınabilmesini öngörüyor. 1 Ocak 2028’de yürürlüğe girmesi planlanan bu düzenleme, özellikle çifte vatandaşlığı olan bireyleri ve “vatandaşlık sadakatini” ihlal edenleri hedef alıyor.
Vatandaşlık Hangi Şartlarda Geri Alınacak?
Hükümetin görevlendirdiği komisyon tarafından sunulan taslağa göre, vatandaşlığın iptali iki temel sebebe dayandırılacak. Birinci grup, vatandaşlık başvurusu sırasında kasıtlı olarak yanlış bilgi verenleri, kimliğini gizleyenleri veya usulsüzlük yapanları kapsıyor.
İkinci ve daha kritik olan grup ise ağır suç işleyenleri hedef alıyor. Bu kapsamda; devlet güvenliğine karşı işlenen suçlar, terör suçları ve sistemi tehdit eden organize suç örgütü faaliyetleri vatandaşlığın kaybına yol açabilecek. Düzenlemenin en önemli kırmızı çizgisi ise vatansızlık (stateless) yasağı; yani vatandaşlık iptali sadece çoklu vatandaşlığa (örneğin Türk vatandaşlığı) sahip olan kişiler için mümkün olacak.
Karar Merci Migrationsverket Olacak: Süreç Nasıl İşleyecek?
Yeni düzenlemeyle birlikte, vatandaşlık iptali süreçlerinde karar verici kurum İsveç Göçmenler Bürosu (Migrationsverket) olacak. Ancak bu radikal adımın atılabilmesi için önce İsveç Anayasası’nda (Regeringsformen) değişiklik yapılması gerekiyor.
Hükümetin takvimine göre süreç şu şekilde işleyecek:
- 1 Ocak 2027: Vatandaşlık iptaline izin verecek anayasa değişikliği yürürlüğe girecek.
- 1 Ocak 2028: Suç ve usulsüzlük detaylarını içeren asıl yasa uygulamaya konulacak.
Göç Bakanlığı, bu hamleyi “vatandaşlığın değerini korumak” ve “İsveç toplumuna tam uyum sağlamak isteyenlerin haklarını savunmak” olarak nitelendiriyor.
Bu haber İsveç’teki Türkleri nasıl etkileyecek?
İsveç’teki Türk toplumu, çifte vatandaşlık hakkını en yoğun kullanan grupların başında geliyor. Bu yasa, dürüstlükle vatandaşlık almış ve suça karışmamış binlerce Türk vatandaşı için doğrudan bir tehdit oluşturmasa da, “vatandaşlığın dokunulmazlığı” ilkesini sona erdiriyor. Özellikle yıllar önce yapılan başvurulardaki küçük beyan hatalarının ileride “usulsüzlük” olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hukuki bir tartışma konusu olabilir. Bu gelişme, İsveç vatandaşlığının artık “kalıcı bir hak” değil, devletin kurallarına sadakatle bağlı “koşullu bir statü” haline geldiğinin en somut göstergesidir.
Kaynak: Regeringen

Yorum gönder