İsveç hükümeti; inanç toplulukları (trossamfund), vakıflar ve derneklerin yurt dışından antidemokratik amaçlarla finansman almasını engellemek, denetlemek ve gerektiğinde tamamen yasaklamak amacıyla hazırlanan radikal yasa önerisi taslağını kamuoyuna açıkladı. Dün resmen hükümete teslim edilen “SOU 2026:42” sayılı geniş kapsamlı komisyon raporuna göre, ülkenin ulusal güvenliğini korumak ve radikalleşmeyi önlemek için dış ülkelerden gelen mali yardımlara hapis cezasına varan çok sıkı kontrol mekanizmaları getiriliyor. Özel Müfettiş (särskild utredare) Michael Målqvist liderliğindeki soruşturma komisyonu (utredning) tarafından sunulan bu yeni denetim sistemi (granskningssystem), kuralları ihlal eden kurumlara 25 milyon krona varan idari para cezaları veya 6 yıla kadar hapis cezaları öngörüyor.
150 Bin Kron Sınırı ve MUCF Denetimi
Hükümetin resmî basın toplantısı (presskonferens) belgesindeki verilere göre yeni denetim sistemi, doğrudan Gençlik ve Sivil Toplum Şartları Genel Müdürlüğü (MUCF) yetkisinde yürütülecek. Yeni mevzuat uyarınca, İsveç’teki dini inanç toplulukları ve kamu yararına (allmännyttiga) çalışan dernekler, yurt dışından alacakları 150 bin İsveç Kronu (SEK) üzerindeki her türlü finansal yardımı, para henüz ele geçmeden en az bir ay önce MUCF’e resmen bildirmekle yükümlü olacak. Vergi Dairesi (Skatteverket) ve Mali Denetim Otoritesi (Finansinspektionen) verileriyle ortak yürütülecek sistemde, parayı bölerek getiren veya bildirim yükümlülüğü (anmälningsskyldighet) kurallarını çiğneyenlere ağır yaptırımlar uygulanacak. Kanunsuz para kabulü (olovligt mottagande) durumunda dernek yöneticilerine en az 6 ay hapis cezası verilebilecek ve haksız elde edilen mülke el konulabilecek (förverkande).
Hedefte Ortadoğu ve Türkiye Bağlantılı Camiler Var
Söz konusu yasa tasarısının arkasında, özellikle son yıllarda İsveç Güvenlik Polisi (Säpo) ve Parlamento (Riksdag) çatısı altında sıklıkla dile getirilen “yabancı devletlerin dini kurumlar üzerinden İsveç iç işlerine müdahale etmesi” endişesi yatıyor. Nitekim sunulan resmî raporda ülkedeki güvenlik tehditleri aşırılıkçı çevreler (extremistiska miljöer) başlığı altında incelenmiş; ancak yabancı devletler (främmande makt) ile organize bağ kurarak bu associationsformer (dernek, vakıf, inanç topluluğu) yapılarını en aktif kullanan odakların radikal dini çevreler olduğu net bir şekilde kayda geçirilmiştir. Parlamento çatısı altında yürütülen soru önergesi tartışmalarında; İran’ın Stockholm’deki İmam Ali İslam Merkezi aracılığıyla faaliyet yürütmesi, Katar’ın Malmö’deki camileri finanse etmesi ve Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı’nın İsveç’teki camiler üzerinden Türk milliyetçiliğini yayması iddiaları bu kısıtlamaların en somut gerekçeleri olarak gösterilmiştir. Daha önce yayımlanan İsveç Parlamentosu’nda Kritik Tartışma: Camilerin İran, Katar ve Türkiye Bağları Ülke Güvenliğini Tehdit Ediyor haberimizde de devlet mekanizmalarının bu yapılara karşı nasıl önlemler planladığını derinlemesine ele almıştık.
Bu haber İsveç’teki Türkleri nasıl etkileyecek?
Bu düzenleme yürürlüğe girdiğinde, Türkiye’deki resmî kurumlar, vakıflar ya da şahıslar üzerinden imam maaşı, cami inşaatı veya kültürel faaliyet bütçesi alan İsveç’teki Türk cami dernekleri çok ağır bir mali denetim ve bürokrasi altına girecektir. Demokrasi şartları gerekçe gösterilerek dışarıdan gelen fon akışlarının tamamen bloke edilmesi, hatta bildirim hatası yapan dernek yöneticilerine ağır hapis davaları açılması riski, Türk toplumunun dinî ve sosyal merkezlerinin finansal olarak ayakta kalmasını ciddi şekilde zorlaştırabilir.



