İsveç’te Tidö ittifakı hükümetinin uzun süredir üzerinde çalıştığı ve kamuoyunda büyük tartışmalara neden olan yeni “Bilgi Paylaşım Yükümlülüğü” (Informationsplikt) yasal düzenlemesi 13 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla resmen yürürlüğe girdi. Başta Göç Bakanı Johan Forssell olmak üzere hükümet kanadının entegrasyon ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde savunduğu yasa, altı büyük resmi kurumun yasal oturum izni bulunmayan yabancı uyrukluları doğrudan emniyet güçlerine bildirmesini zorunlu kılıyor. Sivil toplum kuruluşları ve muhalefet partileri tarafından “Muhbirlik Yasası” (Angiverilagen) olarak adlandırılan bu kritik mevzuat değişikliği, İsveç’teki yabancılar ve göçmen toplulukları arasında derin bir endişe dalgası yaratmış durumda.
Kurumlar Arası Gizlilik Duvarı Tamamen Yıkıldı
Yeni yasal düzenleme doğrultusunda, İsveç’te faaliyet gösteren altı büyük kamu otoritesine (Skatteverket, Försäkringskassan, Kriminalvården, Kronofogden, Pensionsmyndigheten, Arbetsförmedlingen), ülkede izinsiz veya kaçak olarak bulunduğundan şüphelenilen yabancı uyruklu kişileri vakit kaybetmeksizin İsveç Polisi ile paylaşma yükümlülüğü getirildi. Göç Bakanı Johan Forssell, yürürlüğe giren yasaya ilişkin yaptığı resmî açıklamada, “İsveç’i terk etmesi yönünde karar tebliğ edilenlerin ülkeyi terk etmesi zorunludur. İsveç kanunlarına uymak ve yasalara riayet etmek gönüllülük esasına dayalı bir tercih değildir” ifadelerini kullanarak hükümetin geri adım atmayacağını net bir dille vurguladı. Bu adım, geçtiğimiz yıl aralık ayında 50 Yıllık Bekleyiş Sona Erdi: İsveç’te Tüm Kurumlar Arasındaki Gizlilik Perdesi Kalkıyor başlığıyla duyurduğumuz, suç ekonomisi ve refah sistemi suistimalleriyle mücadele kapsamında kamudaki gizlilik duvarlarının esnetilmesi politikasının en radikal devamı olarak nitelendiriliyor.
“Muhbirlik Yasası” Eleştirileri ve Toplumsal Reaksiyon
Resmî kurumların veri tabanlarını entegre eden ve memurlara adeta birer denetmen rolü yükleyen düzenleme, İsveç’teki sivil hak örgütleri, sendikalar ve insan hakları savunucuları tarafından sert şekilde eleştiriliyor. Muhalefet kanadı, bu uygulamanın İsveç’i bir “muhbir toplumuna” dönüştürme riski taşıdığını savunuyor. Hükümet ise özellikle İsveç Göçmenlik Dairesi (Migrationsverket), vergi dairesi (Skatteverket) ve sosyal sigortalar kurumu gibi kilit kurumların koordineli çalışmasıyla kayıt dışı yaşamı ve paralel toplum yapılarını tamamen bitirmeyi hedefliyor. Hatırlanacağı üzere, iş gücü göçünü kontrol altına almak adına daha önce de İsveç’te Çalışma İzni Kuralları Değişiyor: Yüksek Maaş Şartı ve Yeni Cezalar Yolda düzenlemesiyle çalışma izinlerine medyan maaş şerhi konulmuş, bürokrasi keskinleştirilmişti.
Bu haber İsveç’teki Türkleri nasıl etkileyecek?
Bu yasa, İsveç’te yasal ikamet ya da çalışma izni süreçleri devam eden, vize uzatma aşamasında olan veya iltica/oturum statüsü henüz kesinleşmemiş bazı Türk vatandaşları için resmî dairelerdeki bürokratik işlemlerde doğrudan polis denetimi riski doğuracaktır. İsveç Türk toplumunun özellikle resmî bildirimler, adres beyanları ve kurumlar arası evrak teslimlerinde yasal statülerini eksiksiz korumaları ve vizelerinde herhangi bir hak kaybı oluşmamasına azami dikkat göstermeleri kritik önem taşımaktadır. Haklarında sınır dışı ya da terk kararı bulunan bireylerin kamu hizmetlerine erişimi esnasında doğrudan emniyet birimlerine bilgi akışı sağlanacağından, yasal statü takibi artık hayati bir zorunluluktur.
Kaynak: SVT



