İsveç’te iktidar ortağı konumundaki aşırı sağcı İsveç Demokratları’nın (SD) lideri Jimmie Åkesson’un İsrail ziyareti, hem Stockholm’de hem de uluslararası kamuoyunda yoğun tartışma yarattı. Åkesson’un özellikle Gazze savaşı ve İsveç’te artan Filistin dayanışma eylemleri bağlamında İsrail’le temaslarını derinleştirmesi, hükümetin Ortadoğu politikasındaki yönelim ve İsveç iç siyasetindeki güç dengeleri açısından dikkatle izleniyor.
Ziyaretin detayları
SD Genel Başkanı Jimmie Åkesson, Kudüs’te düzenlenen uluslararası antisemitizm karşıtı bir konferansta ana konuşmacılardan biri olarak yer aldı. Ziyaret kapsamında İsrail hükümetine yakın isimlerle, Likud Partisi temsilcileriyle ve Knesset’te çeşitli bakan ve milletvekilleriyle görüşmeler planlandı. Programda ayrıca İsrail parlamentosu Knesset’te tur, Yad Vaşem Soykırım Anıtı ziyareti ve üst düzey katılımlı bir gala yemeği gibi sembolik açıdan güçlü unsurlar da bulunuyor.
Åkesson’a, SD’nin Meclis grup başkanı Linda Lindberg, parlamento Dış İlişkiler Komitesi başkanı ve partinin dış politika sözcüsü Aron Emilsson ile Avrupa Parlamentosu üyesi Charlie Weimers eşlik ediyor. Parti heyeti, İsrail hükümeti ve sivil toplum temsilcileriyle ilişkileri “derinleştirme” ve güvenlik, terörle mücadele ile Ortadoğu’daki güç dengeleri hakkında temaslarda bulunmayı amaçladığını vurguluyor.
SD–İsrail yakınlaşmasının arka planı
İsrail devleti, SD’nin kökenlerine yönelik antisemitizm ve neo-Nazi geçmişi eleştirileri nedeniyle, uzun yıllar boyunca partiyle resmi temas kurmaktan kaçınmıştı. 2023 ve 2024’te SD heyetlerinin Kudüs’e yaptığı gayriresmî ziyaretler ve Likud ile yürütülen kapalı kapılar arkasındaki görüşmeler, bu tabunun kırılmasında dönüm noktası oldu. İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın Stockholm Büyükelçiliği’ne, İsveç Demokratlarıyla “temas kurulması” yönünde talimat vermesi, Tel Aviv’in Avrupa’daki aşırı sağ partilerle ilişkilerini yeniden tanımladığının işareti olarak yorumlandı.
Öte yandan Avrupa Yahudi Kongresi ve İsveç Yahudi Toplulukları Konseyi, İsrailli yetkililere gönderdikleri mektupta SD ile kurulan yakınlaşmadan “derin kaygı” duyduklarını, partinin “neo-Nazi köklerine” atıf yaparak bu politikanın gözden geçirilmesini talep ettiklerini açıkladı. Buna karşın SD, hem İsveç içinde antisemitizme karşı olduğunu hem de dış politikada İsrail’e güçlü destek verdiğini savunuyor ve bu ziyareti de bu çizginin bir devamı olarak sunuyor.
İsveç iç siyasetinde yankılar
Åkesson’un İsrail ziyareti, İsveç’te zaten tartışmalı olan İsrail–Filistin gündemini daha da alevlendirdi. Ülkede özellikle Gazze’deki savaş ve ateşkes ihlalleri nedeniyle başkent Stockholm başta olmak üzere binlerce kişinin katıldığı Filistin yanlısı protestolar düzenlenirken, SD liderinin Kudüs’te İsrail hükümetine “zor zamanlarda destek” mesajı vermesi, muhalefet partileri ve insan hakları örgütleri tarafından eleştiriliyor.
Hükümetin ana omurgasını oluşturan Muhafazakâr–Liberal blok, güvenoyu için SD’nin parlamentodaki desteğine ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle Åkesson’un attığı her dış politika adımı, fiilen hükümetin genel dış politika yöneliminin bir parçası olarak algılanıyor. İsveç’in son yıllarda İsrail’e daha yakın, Filistin’e ise önceki sosyal demokrat dönemlere kıyasla daha mesafeli bir çizgiye kaydığı eleştirileri, bu ziyaretle birlikte yeniden gündeme taşınmış durumda.
Bölgesel ve uluslararası boyut
SD liderinin Kudüs’te antisemitizm karşıtı konferansta baş konuşmacı olarak sahneye çıkması, hem İsrail hem de Avrupa’da, antisemitizmle mücadele söylemi üzerinden sağ popülist partilerin meşrulaştırılması tartışmasını da tetikledi. İsrail hükümetinin, güvenlik ve İran tehdidi gibi başlıklarda ortak çizgi yakalayabileceği Avrupa sağ partileriyle temaslarını artırma stratejisinin bir parçası olarak SD ile yakınlaşmaya gittiği değerlendiriliyor.
Gazze’deki savaşın, Avrupa genelinde hem antisemitizm hem de İslamofobi vakalarını artırdığı belirtilirken, SD gibi göç karşıtı, sert güvenlik politikalarını savunan partilerin bu ortamı kendi lehlerine kullandıkları eleştirisi yapılıyor. İsveç’te Filistin dayanışma gösterileri sürerken, aynı dönemde SD liderinin İsrail’de üst düzey temaslarla görünürlük kazanması, ülkenin Ortadoğu politikasının önümüzdeki dönemde de sert tartışmalara sahne olacağının işareti olarak okunuyor
