İsveç’te “Namus Kültürü” Baskısına 10 Yıllık Savaş: Hükümetten Yeni Strateji (2026-2035)

İsveç hükümeti kadına şiddet ve onur baskısına karşı 10 yıllık strateji başlattı.

İsveç hükümeti, kadına yönelik şiddet, ev içi şiddet ve özellikle göçmen toplulukları yakından ilgilendiren “onur/namus temelli baskı” (hedersrelaterat våld och förtryck) ile mücadele için 2026-2035 yıllarını kapsayan 10 yıllık ulusal stratejisini açıkladı. Başbakan liderliğinde kurulan “Kvinnofrid” (Kadın Huzuru) konseyi ve 17 devlet kurumunun iş birliğiyle yürütülecek stratejide, kadın cinayetleri için “sıfır vizyon” hedefi koyulurken, onur/namus temelli şiddet ilk kez bağımsız bir siyasi hedef olarak tanımlandı.

Namus Temelli Baskı Artık Müstakil Bir “Suç ve Sosyal Sorun”

Yeni stratejinin en dikkat çekici noktası, onur temelli şiddet ve baskının genel toplumsal cinsiyet politikalarından ayrıştırılarak kendi başına bir “alt hedef” haline getirilmesidir. Hükümet; kıyafet kısıtlamalarından sosyal çevre kontrolüne, zorla evlendirmeden kadın sünnetine kadar uzanan geniş bir yelpazeyi “kolektif baskı” olarak tanımlıyor. Bu kapsamda 2026-2028 yıllarını kapsayan özel bir eylem planı hayata geçirilecek. SCB ve Brå gibi kurumlar, bu baskının boyutlarını ölçmek için özel göstergeler geliştirecek.

17 Kurum Tek Çatı Altında: Göçmen Ofisi ve Okullar Devrede

Hükümet, şiddeti sadece bir asayiş sorunu değil, çok boyutlu bir sistem sorunu olarak ele alıyor. Jämställdhetsmyndigheten (Eşitlik Kurumu) koordinasyonunda; Polismyndigheten (Polis), Socialstyrelsen (Sosyal İşler Genel Müdürlüğü), Skolverket (Okul Genel Müdürlüğü) ve Migrationsverket (Göçmen Ofisi) gibi kritik kurumlar ortak veri havuzu ve müdahale planı oluşturacak. Strateji; şiddetin önlenmesi, mağdurun korunması, suçlunun cezalandırılması ve saldırganın tekrar suç işlemesinin engellenmesi olmak üzere beş stratejik alana odaklanıyor.

Bu haber İsveç’teki Türkleri nasıl etkileyecek?

Bu strateji, İsveç’teki Türk toplumu içinde “geleneksel aile yapısı” ile “İsveç yasaları” arasındaki çizginin daha sert denetlenmesine neden olacaktır. Özellikle çocukların sosyal yaşamı ve evlilik süreçleri üzerindeki aile baskısı, okullar ve sosyal hizmetler tarafından “onur/namus baskısı” kapsamında daha sıkı takibe alınabilir. Göçmen Ofisi’nin de sürecin parçası olması, aile içi şiddet veya baskı iddialarının oturum izinleri ve vatandaşlık süreçlerinde çok daha belirleyici bir kriter haline geleceğini göstermektedir.

Kaynak: Regeringen

İsveç’te eğitim görmüş biri olarak, edindiğim bilgi ve deneyimlerle İsveç’teki gelişmeleri ve yaşamla ilgili rehberleri paylaşıyorum.

Yorum gönder

Prove your humanity: 10   +   10   =