İsveç’te 13 Eylül’de yapılan genel seçim, ülke siyasetinde başa baş bir tablo ortaya çıkardı. Mevcut sonuçlara göre Magdalena Andersson liderliğindeki merkez sol blok 176 sandalye, Başbakan Ulf Kristersson’ın öncülüğündeki sağ blok ise 173 sandalye elde ediyor. Ancak sonuç henüz hukuken kesinleşmiş değil. Valmyndigheten, nihai sayımın 16 Eylül’de başlayacağını ve kesin sonucun seçimden yaklaşık bir hafta sonra açıklanacağını belirtiyor.
Sosyal Demokratlar yine birinci parti
İlk sonuçlarda Sosyal Demokratlar (S) yaklaşık yüzde 28,1 oyla parlamentonun en büyük partisi konumunu korudu. Moderaterna (M) yaklaşık yüzde 19,9 ile ikinci, İsveç Demokratları (SD) ise yüzde 17,6 ile üçüncü sırada bulunuyor. SD’nin oy kaybetmesi seçimin en dikkat çekici sonuçlarından biri oldu.
Mevcut sandalye dağılımında S 100, Vänsterpartiet 29, Centerpartiet 25 ve Miljöpartiet 22 sandalye ile toplam 176 sandalyeye ulaşıyor. Sağ blokta ise Moderaterna 70, Sverigedemokraterna 62, Kristdemokraterna 22 ve Liberalerna 19 sandalye ile 173’te kalıyor.
Bu tablo, 349 sandalyeli Riksdag’da çoğunluk için gereken 175 sandalyenin yalnızca bir sandalye üzerinde bir merkez sol üstünlük anlamına geliyor.
Seçimin kilit sonucu: Sağ blok çoğunluğu kaybetti
Seçim gecesinin en önemli siyasi mesajı, 2022’den bu yana ülke siyasetinde etkili olan sağ blokun çoğunluğunu kaybetmesi oldu. Ancak 176-173’lük fark, Andersson’ın rahat bir hükümet kurabileceği anlamına gelmiyor.
İsveç’teki sistemde başbakan adayının 175 milletvekilinin desteğini alması gerekmiyor. Kritik nokta, adayın 176 veya daha fazla milletvekili tarafından reddedilmemesi. Bu nedenle küçük partilerin tutumu ve koalisyon görüşmeleri belirleyici olacak.
Üstelik Valmyndigheten’e göre nihai sayım devam ediyor. Geç gelen erken oylar ve yurt dışından gelen oylar sonucu değiştirebilir. Ön sayım ile kesin sayım arasındaki farkın nedeni de bu oyların yanı sıra geçersiz kabul edilen bazı oyların yeniden incelenmesi.
SD’nin gerilemesi İsveç siyasetinde yeni denge yaratabilir
İsveç Demokratları’nın yaklaşık yüzde 17,6’ya gerilemesi, seçimin uzun vadeli sonuçlarından biri olabilir. Parti 2022 seçiminde yüzde 20,5 oyla ikinci büyük siyasi güç haline gelmişti. 2026’daki gerileme, sağ blokun parlamentodaki matematiğini de zayıflattı.
Bununla birlikte göç, entegrasyon ve çete suçları gibi konular seçim gündeminden çıkmış değil. Dolayısıyla olası bir Andersson hükümetinin de bu alanlarda 2022 öncesindeki politikalara tamamen dönmesi beklenmiyor. Reuters’ın değerlendirmesine göre yeni hükümetin daha sıkı göç politikalarının önemli bölümünü koruması olası görünüyor.
Bu haber İsveç’teki Türkleri nasıl etkileyecek?
Türk toplumu açısından ilk doğrudan etki hükümetin göç, vatandaşlık, entegrasyon ve sosyal yardım politikalarında görülebilir. Ancak 176-173 gibi dar bir fark nedeniyle yeni hükümet kurulmadan büyük politika değişiklikleri beklemek doğru olmaz; özellikle göç politikasında son yıllardaki sıkılaşmanın tamamen tersine çevrilmesi düşük ihtimal. Ekonomi tarafında ise vergi, refah harcamaları ve konut politikalarındaki olası değişiklikler, İsveç’te yaşayan hanelerin bütçesini orta vadede daha yakından etkileyebilir.



